AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARI ÇERÇEVESİNDE TÜRK VERGİ/VERGİ-CEZA HUKUKUNDA İVEDİLİKLE DÜZENLEMEYE GİDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARI ÇERÇEVESİNDE TÜRK VERGİ/VERGİ-CEZA HUKUKUNDA İVEDİLİKLE DÜZENLEMEYE GİDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

VERGİ USUL KANUNU’NUN 344 VE 359. MADDELERİNDE YER ALAN VERGİ KAÇAKÇILIĞI SUÇU BAKIMINDAN HEM ÜÇ KAT VERGİ ZİYAI CEZASI KESİLMESİ HEM DE HAPİS CEZASI YAPTIRIMININ UYGULANMASI ÇİFTE CEZALANDIRMA İLKESİNE AYKIRIDIR. AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARI ÇERÇEVESİNDE TÜRK VERGİ/VERGİ-CEZA HUKUKUNDA İVEDİLİKLE DÜZENLEMEYE GİDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

 

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 344. Maddesi:

  1. 341 inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.
  2. Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. Maddesi:

  1. Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
  1. Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,

Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur…

  1. Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar

….

Kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında bu maddede yazılı cezaların uygulanması 344 üncü maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez.

 

Modern ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukukunun esaslı ilkelerinden biri olarak kabul edilen “non bis in idem” ilkesine göre, kişi tek bir fiili ile mükerrer cezalandırma ve yargılamaya tabi tutulamamaktadır. “Non bis in idem” ilkesinin uygulama alanı bulabilmesi için maddi olayda aynı kişinin aynı fiili olması şarttır. Bu ilke, “geçmişte yapılan yargılama neticesinde verilen hüküm, geleceğe karşı bir güvence işlevine sahiptir” ilkesini temel almaktadır.

 

AİHS 7 nolu Ek Protokol Madde 4 : İki Kez Yargılanmama veya Cezalandırılmama Hakkı:

 

  1. Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkum edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkum edilemez.
  2. Yukarıdaki fıkra hükümleri, yeni veya yakın zamanda ortaya çıkarılan delillerin veya önceki muamelelerde davanın sonucunu etkileyebilecek esaslı bir kusurun varlığı durumunda, ilgili devletin ceza yargılaması usulü ve yasasına uygun olarak davanın yeniden açılmasını engellemez.
  3. Sözleşme’nin 15. maddesi çerçevesinde bu madde ile derpiş olunan yükümlülüklere aykırı hiçbir tedbir alınamaz.

 

AİHM’ye göre, Protokolün 4. maddesinin aynı fiilden kovuşturulmama, yargılanmama veya cezalandırılmama şeklinde 3 belirgin koruma sağlamaktadır.

Birinci takibat tamamlanmış ve kesin hüküm verilmişse bundan sonra başlayacak ikinci bir takibat ile “non bis in idem” İlkesi ihlal edilecektir. Ancak birden fazla takibatın veya yargılamanın eş zamanlı olarak yürütülmesinde sakınca bulunmamaktadır. Ne var ki yürütülen iki yargılama veya takibattan birinde kesinleşmiş karar verilmesi halinde diğer yargılamanın veya takibatın sona erdirilmesi gerekmektedir. Karara rağmen ikinci yargılamaya devam olunması halinde ihlal gerçekleşmiş sayılır.

Bununla birlikte, mükerrer verilen cezanın etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik ulusal makamlarca bir onarım söz konusu ise AİHM, mükerrer cezalandırmama hakkının ihlal edilmemiş sayılacağını kabul etmiştir

 

Fin vatandaşı olan Kaj Erik Torsten Glantz aleyhinde yapılan ek tahakkuk ve idari para cezası ile nitelikli vergi kaçaklığı suçu nedeniyle yürütülen ceza davasının aynı suç nedeniyle iki kez yargılanma niteliği taşıdığından bahisle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7 no.lu Ek Protoklü’nün 4. Maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi non bis in idem ilkesinin “ceza muhakemesi” “başvuranın yargılandığı suçların aynı olup olmadığı” “kesin bir hükmün mevcut olup olmadığı” ve iki kez yargılama ve cezalandırmanın söz konusu olup olmadığı” olarak adlandırılan dört unsuru bakımından detaylı bir değerlendirme yapmıştır.

 

Glantz Kararından önce vergi davalarında AİHM içtihadı şu şekildedir: AİHM tarafından, mükelleflerin gerçekleştirmiş olduğu fiil nedeni ile hem para cezası hem de hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin verilen kararlar mevcuttur. Bu kararların ortak noktası Mahkemenin, kişinin işlemiş olduğu tek bir fiil nedeni ile hem hapis hem de para cezası ile cezalandırılmasının non bis in idem ilkesine aykırı olmadığı, bu nedenle de yapılan başvuruların kabul edilemez olduğu sonucuna varılmış olmasıdır.

 

Glantz Kararından sonra vergi davalarında AİHM içtihadı ise: 7 Nolu Protokolün 4. Maddesi paralel yargılamaları da yasaklamaktadır. Mükellef örneğin, idarenin re’sen vergi tarhı kararına karşı yargı yoluna başvurabilir. Vergiye ilişkin yargılama süreci devam ederken bir yandan da kaçakçılık nedeni ile cezai yargılama süreci başlatılabilir. Protokol buna engel değildir. Mahkeme de bunun, başvuranın aynı suçtan birkaç kez yargılanması anlamına gelmediğini belirtmiştir. Zira ortada henüz kesin hüküm yoktur. Asıl mesele, ikinci yargılama süreci başladığında ilk yargılama süreci sona ermiş ve karar kesinleşmişse ortaya çıkmaktadır. İşte Protokol yargılamalardan birisinde kesin hüküm kurulursa, ikinci yargılamanın sona erdirilmesini gerektirmektedir. Ancak; Glantz davasında olduğu gibi ikinci yargılamadaki kesin hükme rağmen devam edilirse Mahkeme ihlal kararı verecektir.

 

Glantz/Finlandiya kararına konu olayda vergi kaçakçılığı yaptığı tespit edilen başvurucu hakkında hem hapis cezası verilmiş, hem de para cezası niteliğinde bir ek mali yükümlülük (surcharge) uygulanmıştır. Mahkeme Zolotukhin kararına atıf yaparak olayda hem cezai hem de idari yaptırımların başvuranın gerçeğe aykırı (düşük) vergi beyanından doğduğunu belirlemiştir.

 

Sonuç olarak; “non bis in idem” ilkesine göre, kişinin tek bir fiili ile mükerrer cezalandırma ve yargılamaya tabi tutulamaması gerekmektedir. Hukukumuzda VUK 344. Ve 359 madde hükümlerinin birlikte tatbiki ile kişiye, işlediği bir fiil nedeni ile hem para cezası hem de hapis cezası verilmesi non bis in idem ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. AİHM’nin Glantz/Finlandiya kararı vergi hukukunda “non bis in idem ilkesi”nin uygulanması açısından son derece önem taşımaktadır; vergi mevzuatımızın belirtilen içtihatlarla güncel ihtiyaç ve evrensel hukuk prensiplerine göre yeniden şekillendirilmesi elzemdir.

Diğer Yazlarımız